21 Eylül 2018, Cuma
Takip Et:

İnoksan, ‘Intelligent’ ile IF Design’a layık görüldü

İnoksan, ‘Intelligent’ ile IF Design’a layık görüldü
24 Mayıs 2017, 00:10
Bu yıl 64'üncüsü düzenlenen, toplamda 59 farklı ülkeden 5575 ürünün katıldığı, tasarım alanında dünyanın en prestijli ödül organizasyonu IF Design Award 2017’de Intelligent isimli ürünüyle İnoksan, ‘Profesyonel Konsept’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Uluslararası tasarımcı ve markaların, kalite, tasarım, malzeme tercihi, inovasyon düzeyi, çevre etkisi, işlevsellik, ergonomi, kullanım amacının görselliği, güvenlik, marka değeri, evrensel tasarım kriterlerine göre değerlendirildiği yarışmada, endüstriyel mutfak sektörünün öncü firmalarından İnoksan, hem kendisi hem sektör adına büyük bir başarıya imza atmış oldu.

Profesyonel mutfak donanımlarıyla dünya çapında tercih edilen firmalardan biri olan İnoksan’ın Intelligent isimli ürünü, tasarım alanında dünyanın en prestijli ödül kuruluşu olan IF Design Award tarafından ödüle layık görüldü. Uluslararası tasarımcı ve markaların, kalite, tasarım, malzeme tercihi, inovasyon düzeyi, çevre etkisi, işlevsellik, ergonomi, kullanım amacının görselliği, güvenlik, marka değeri, evrensel tasarım kriterlerine göre değerlendirildiği IF Design Award’da, dünyanın dört bir yanından binlerce ürün ve marka yarışıyor. Hem ödülü, hem firmanın son dönem çalışmalarını hem de endüstriyel mutfak sektörünü konuşmak üzere bir araya geldiğimiz sektörün duayenlerinden İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık ile keyfili bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle IF Design ödülüyle ilgili hislerinizi ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

İnoksan olarak uluslararası alanda önemli bir başarıya daha imza attık. Sektörün lokomotifi ve örnek firması olarak, her zaman yeniliklere ağırlık vererek, sürekli iyileştirmeler yapmakta, akıllı teknolojiler geliştirerek kusursuz performanslı ürünler tasarlamaktayız. Geldiğimiz bu noktada tasarım alanında dünyanın en prestijli ödül kuruluşu IF Design Award tarafından layık görüldüğümüz bu ödül, bizim için bir onur ve gurur vesilesi oldu.

Ödülü getiren unsurlar nelerdi sizce?

Ürün, görsel anlamda ödüle layık görüldü. Aslında bizim endüstriyel mutfakta maalesef ürünlerin pek bir çekici tarafı yok. Çünkü bizim ürünlerde sağlamlık, güvenlik, kalite, verimlilik gibi unsurlar hep ön plandaydı. Biz şirket olarak kurulduğumuz günden bu yana tasarım ve Ar-Ge’ye önem verdik. Özellikle endüstriyel tasarım okulları başladığından beri endüstriyel tasarımcı arkadaşları aramıza katarak, sektörde bu anlamda öncü olmak adına yola çıktık. Zaman zaman yurtdışından tasarımcılar da getirtip bünyemizdeki arkadaşlarla çalıştırıyoruz. Arkadaşlarımız çeşitli yarışmalarda ödüller aldılar ama bu yarışma bizi ayrı bir gururlandırdı. Türkiye’den bir firma, yurtdışında önemli bir yarışmada ürünüyle fark yaratabiliyor. Bu tarz başarıların sektöre örnek teşkil etmesi ve sektörün gelişimi adına önemli. Yoksa ‘Biz yaptık, biz başardık’ diyerek, böbürlenmek değil amaç. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Türkiye’den böyle ürünler çok daha fazla çıkacak. Bizim de yeni dönemde tasarım açısından daha farklı ürünlerimiz piyasada olacak.

Ar-Ge Merkezi’nin kurulmasıyla ilgili son durum nedir?

Ar-Ge Merkezi konusunda müracaatımız tamamlandı. Bugün yarın onay bekliyoruz. Devletin teşvik ettiği önemli bir konu bu, firmalarımız için. Bu konuda yine sektöre örnek olan firmalardan biri olmak istedik. Zamanla firmalarımızda Ar-Ge merkezleri çoğalacak. Bu da sektörümüzü ileriye taşıyacaktır. Biz kurulduğumuzdan beri Ar-Ge ile yol aldık ama bu merkezle daha bir motive olacağız, yeni arkadaşları bünyemize katacağız ve daha güzel işlere imza atacağız.

Firmanız ve sektör için önemli olan bir de Turquality konusu var. Bu konudaki çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Turquality’nin ikinci dönemine başladık. Yine bu da bizi gururlandıran bir program. Burada da iki firmayız sektörü sürükleyen. Bir ekip çalışmasını gerektiren emek isteyen bir program. Çalışmalarımız devam ediyor. İhracat hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bilinen dünya markalarından olma hedefiyle yolumuza hız kesmeden devam ediyoruz. Turquality sektörümüz açısından da çok önemli çünkü öncelikle kurumsallaşmayı ve dışa açılmayı teşvik ediyor. Doğru yönetim, sistemli çalışma, tüm departmanların daha organize çalışmasını öğretiyor ve denetliyor. Tabii en önemlisi ihracata teşvik ediyor. Yurtdışında yaptığınız çalışmalara destek veriyor; ofis açma, reklam, tanıtım vb… Devletin en güzel uygulamalarından biri. Firmaların buna dahil olması ve adeta bir seferberlik gibi Türkiye’nin dışa açılması lazım.

İhracat ve dışa açılma demişken, İnoksan olarak bu konudaki çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?

Bugün İnoksan olarak 80 civarında ülkeye ihracat yapıyoruz. Yurtiçinde kötü bir yıl geçirdik turizm adına ve dolayısıyla sektörümüz adına. Bu açığı ihracat kapattı. Yurtdışında dönem dönem değişiyor tabii hedef pazarlarımız. Bir dönem AB ülkelerine ağırlık vermiştik, orada sıkıntı olunca Amerika kıtası, Uzak Doğu ve Kuzey Afrika’ya yöneldik. Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak stratejiler de değişiyor. Bu dönemde biraz da Turquality gereği olarak en başarılı olabileceğimiz 10 ülkeye daha fazla odaklandık. Yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da iki türlü çalışmamız oluyor; birincisi ürün dağıtımı, bunu bayiliklerle yapıyoruz. İkincisi proje; bunu da bölge müdürlükleriyle gerçekleştiriyoruz. 80 ülkedeki temsilciklerimizle bunları gerçekleştirmenin yanı sıra doğrudan doğruya biz de dünyanın çeşitli yerlerinde anahtar teslimi otel ağırlıklı olmak üzere projeler yapıyoruz. İç pazardaki sıkıntı 2017’de de devam ediyor, o yüzden biz bu yılı ihracat yılı olarak görüyoruz.

2016 yılı firmanız açısından nasıl geçti, 2017’de neler hedefliyorsunuz?

2016 sektör adına sıkıntılı bir yıldı. 2017’nin ilk çeyreğinden sonra iç piyasada bir düzelme yaşanacağı bekleniyordu ancak bu ilk altı aydan sonraya sarkacak gibi görünüyor. Herkes bir bekleme içerisinde. Bence 2017 yılı da iyi geçmez. Çünkü bu altı aylık bekleme süresinin bir de işe dönmesi var. Tabii bu arada biz kötü dediğimiz 2016’yı, 2015’ten daha iyi bitirdik. Sadece hedeflerimizin altına kaldık. 2017’yi de 2016’dan iyi bitireceğimizi düşünüyorum. Çünkü şöyle bir şansımız var bizim; otel projelerindeki daralmayı, restoran, cafe, okul, hastane, catering gibi projelerle kapatabiliyoruz. Çok fazla seçeneğimiz var. Önümüzdeki dönemde inovatif anlamda çalışmalarımızın yanı sıra 150 kalem ürünümüz de sil baştan yenilecek. Bir anlamda ürünlerin yeni versiyonlarını üretmeye başlayacağız, diyebilirim. İhtiyaçlar doğrultunda yenilenmeler yapılacak.

Firma olarak gastronomi sektörünün gelişimi adına çeşitli projelere de destek veriyorsunuz. Bu konuda neler söylersiniz?

Çeşitli aşçı dernekleri sürekli etkinlikler yapıyor. Bunların, gastronomi sektörünün gelişimine büyük katkıları oluyor. Bu anlamda onlara müteşekkiriz. Biz de elimizden geldiğince onların bu etkinliklerinde mutfak kurumları vb. çeşitli şekilde destek veriyoruz. Aşçılarla etle tırnak gibiyiz. Onların öneri ve şikayetleri doğrultusunda Ar-Ge’de ürünlerimizi geliştiriyoruz. Karşılıklı olarak sektörün gelişimi için uğraşıyoruz.

Dünya markası olma hedefinizle fuarlarda da yerinizi alıyor ve hem stant hem etkinlikler anlamında farklı işlere imza atıyorsunuz. Fuarlar konusunda firma olarak nasıl bir yol izliyorsunuz?

Evet, dünya çapında sektörümüzle ilgili fuarlarda yer alıyoruz ve markamızı dünyanın her yerinde tanıtmaya çalışıyoruz. Son Hostech by TUSİD Fuarı’nda da yerimizi aldık. Biz fuarlarda etkinliklerimizle klasik stant anlayışının dışına çıkmaya çalışıyoruz. Sektörün önemli isimlerini standımızda ağırlıyor, sektörün gelişimi için çeşitli konuları ele alıyoruz. Farklı olmak isteği bizi heyecanlandırıyor. Hep bir tık önde olma duygusu da bizi fark yaratacak işler yapmaya itiyor. Hem kendinizi mutlu etmek, geliştirmek hem de katıldığınız fuara bir katkı koymak adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Sektörün geldiği durumu nasıl değerlendiriyorsunuz, daha yapılacak neler var?

Endüstriyel mutfak sektörümüz iyi bir yere geldi. Bunu son Hostech by TUSİD Fuarı’nda da gördük. Pek çok firma hem stantları hem de ürünleriyle görsel olarak oldukça başarılıydı. Fuar da genel anlamda iyiydi. Eskisi gibi yatırımcılar gelmiyor ama profesyoneller geliyor. Ben bu fuarda ayrıca sektör adına gururlandım, firmalarımızın stantlarını ve ürünlerini görünce. İkinci nesil temsilciler, firmalarda işin içine girdi ve vizyonlar gelişti. TUSİD Fuarı başka bir fuar oldu artık ve İtalya Host’tan sonra ikinci fuar olma hedefindeyiz. Bu anlamda derneğimizi tebrik ediyorum. Başka derneklere benzemiyor, yeni gelenler de en iyi şekilde çizgiyi sürdürüyor.

Tabii burada amaç, birbirimizle yarışmak değil birbirimizi görerek gelişmek ve yurtdışıyla yarışmak. Bugün Türk endüstriyel mutfak ürünleri dünyanın her yerine gidiyor. Ancak şu konuda endişem var son dönemde; bir ucuzluk yarışı başladı gibi ki bu yanlış olur. Kalite hiçbir zaman ucuz olmaz. Dünya standartlarında üretim yapmalıyız ki ihracat yapabilelim. Kalitemizi bile onlara zor kabul ettirdik. Bizi hala bir tık altta görüyorlar. Elbette firmaları bu rekabete yatırımcılar götürüyor. Maalesef yatırımcının endüstriyel mutfakla pek ilgisi olmuyor ve bu konuda detaylı bir bilgiye sahip değil. Onlar daha çok projenin görünen yüzüne odaklanıyor. Dolayısıyla mutfağı, mümkün olduğunca ucuza mal etmek istiyorlar. Bu noktada da firmalar ucuz mal yapma eğilimine giriyor. İşte bu tehlike. Dünya markaları bugün nasıl bu hale gelmişler; elbette kalite ve standartlarla.

Son olarak kendiniz ve sektör adına neler söylemek istersiniz?

Hep şunu düşünürüm; bizler ev mutfağı yapsak çok başka olurdu. Ürün alacak adam, evi için en iyisini istiyor, bunun için harcamaktan kaçınmıyor. Ama sanayi mutfağı olunca, ‘Aşçılar kullanacak, kırıp dökecekler, şimdi böyle olsun, sonra bakarız’ deyip geçiştiriliyor. Böyle bir talihsiz tarafı var sektörün. Biz tüm birikimimizle, Ar-Ge’mizle, kalitemizle çalışıp üretiyoruz ama ürünlerimiz bir duvarın arkasında kalıyor, mutfakta çalışanlar dışında gören yok. Ancak evde olsa ürünleriniz hep göz önünde ve gelenler ‘Vay mutfağa bak’ der. Gerçekten emeğinizin görülmemesi çok üzücü bir şey bu anlamda. Ama en azından totalde marka olarak göz önünde oluyoruz, seviliyoruz, o güzel bir şey.

Hem bizim hem sektörümüzün yapacağı daha çok iş var. Öte yandan, istihdam yaratan, üreten, ihracat yapan iş adamlarına pozitif gözle bakılması lazım. Bu işsizliği çözecek olan yine bu insanlar. Sanayinin gelişmesi lazım ve ihracat için üretim şart. Üreten Türkiye olmalıyız. Hem kendi sektörümüz, hem diğer sektörler ve devlet üretmekten vazgeçmemeli. Bu rol bize düşmüş, bunu geliştirmeliyiz. Hedefimiz dünyayla rekabet olmalı…

www.inoksan.com

Yorumlar