07 Temmuz 2022, Perşembe

Bilimin rehberliğinde zehirsiz kentler mümkün

Bilimin rehberliğinde zehirsiz kentler mümkün
Zehirsiz Kentlere Doğru projesi kapsamında, belediye temsilcilerinin ve uzmanların katılımı ile sivrisinek mücadelesinde Türkiye’deki iyi örneklerin konuşulduğu “Belediyeler Çalıştayı” düzenlendi.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Zehirsiz Sofralar Platformu işbirliği ile yürüttüğü Zehirsiz Kentlere Doğru projesi kapsamında, 12 ve 13 Mayıs 2022 tarihlerinde “Belediyeler Çalıştayı” düzenlendi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden belediye temsilcilerinin ve uzmanların katıldığı Çalıştay’da, vektörle mücadelede doğa dostu alternatifler ve bunların uygulanması konusunda bilimsel yaklaşımların, kurumlar arası işbirliğinin ve halkın katılımının önemi ele alındı.

İBB Kasımpaşa Ek Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen Çalıştay’ın ilk gün oturumları, Zehirsiz Sofralar Platformu Koordinatörü Batur Şehirlioğlu ve İBB Sağlık Dairesi Başkanı Dr. Önder Yüksel Eryiğit’in açılış konuşmaları ile başladı.

Halk sağlığının siyasetten bağımsız bir mesele olduğuna, ulusal ölçekte bir eylem planının benimsenmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Önder Yüksel Eryiğit, İBB’nin vektörle mücadele hizmetleri konusunda şunları aktardı: “Sağlık Dairesi Başkanlığı olarak vektörle mücadelede temel vizyonumuz halk sağlığının vektörlerden olumsuz etkilenmesini engellemek. Kültürel (eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri), fiziksel ve biyolojik mücadeleye önem veriyoruz. Hedefimiz, acil durumlar dışında kimyasal mücadeleyi gündemimizden çıkarmak.”

Dünyada uygulanan yöntemler ile uyumlu bir şekilde; insana, doğaya ve çevreye saygılı; sürdürülebilir, etkin ve verimli bir vektör mücadelesi üzerine çalıştıklarını belirten Eryiğit, “Vektörle Mücadele Bilim Kurulu’nun önderliğinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Halkın yaşam kalitesini artırmak amacıyla, hastalık taşıyıcıları olan sinek, fare, kene vb. zararlılar için yürüttüğümüz alternatif mücadele hizmetlerimiz diğer belediyeler için de teşvik edici ve yol gösterici bir nitelik taşıyor,” dedi.

Bilimsel yaklaşımlar ve kültürel mücadelenin önemi

Çalıştay’a “Aedes albopictus: Asya Kaplan Sivrisineği İstilasının İstanbul’da Güncel Durumu ve Mücadelesindeki Bilimsel Yaklaşımlar” başlıklı sunumu ile katılan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Öter, zehirli kimyasallar ile yerel türlerin yok edilmesinin domino etkisi yaratarak geri dönüşü olmayan bir ekolojik zarara neden olduğunu söyledi.

İBB Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürlüğü Vektörlerle Mücadele Birimi, İstanbul ve Hacettepe üniversiteleri işbirliği ile oluşturulan ”İstilacı Sivrisinek Türlerine Karşı Eylem Planı” çerçevesinde iki yıldır çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Öter, sözlerine şöyle devam etti: “Küresel bir istila halindeki Asya Kaplan Sivrisineği artık ülkemizin de bir gerçeği. Diğer sivrisineklerden farklı olarak, gün içerisinde aktivitelerini gerçekleştirebilen bu saldırgan tür özellikle insan eliyle yayılıyor ve 22 farklı abrovirüsün potansiyel vektörlüğünü yapıyor. Kısa ve orta vadeli planlar kapsamında, istilacı sivrisinekler ile kimyasal mücadele yapılması herhangi bir başarı sağlamıyor. Bu nedenle bilimsel tabanlı, sürdürülebilir, multidisipliner ve uzun vadeli bir eylem planının ortaya konması gerekiyor. En temel mücadele ise, vatandaşların ve diğer tüm paydaşların bu sürece aktif bir biçimde katılım sağlaması ve bilgilendirilmesi.”

İstanbul, Muğla ve Kadıköy’den belediye temsilcilerinin vektör mücadelesinde kullandıkları doğa dostu uygulamaları ve saha deneyimlerini paylaştığı Çalıştay’da, Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği (BİYOSİDER) Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Tülin Gönültaş da pestisitler/biyosidal ürünlerin insan sağlığı üzerine etkilerini ve çözüm önerilerini ortaya koydu.

Gönültaş, tüm canlılar için ciddi riskler oluşturan pestisit ve biyosidal ürünler için takip sisteminin yeniden düzenlenerek ülke genelinde aktif hale getirilmesi gerektiğine vurgu yaptığı konuşmasında, “Bilimsel araştırmalar ve alınacak tedbirler ile pestisit ve biyosidal ürün kalıntılarının insan ve doğaya, dolayısıyla biyoçeşitliliğe zarar vermeyecek seviyede olmaları sağlanabilir ve kontrol edilebilir ise emniyetli bir kullanım gerçekleştirilmiş olacaktır.” dedi.

Zehirsiz Kentlere Doğru adımlar

Zehirsiz Sofralar Platformu Koordinatörü Batur Şehirlioğlu, doğaya ve onun döngülerine karşı insan eliyle yapılan her müdahalenin sağlık sorunları, çevre felaketleri ve ekonomik kayıplara yol açtığını belirtti: “Çözüm daha fazla kimyasal veya pestisit kullanmakta değil; doğa ile uyumlu yaşamayı öğrenmek, insan merkezci bakış açısını bırakmak, kendimizi doğanın bir parçası olarak tekrar tanımlamak, üretim ve tüketimde doğayı, doğal döngüler ve süreçleri esas alan, onlar ile uyumlu modeller, teknikler, yöntemler ve sistemler geliştirmekte.”

Dünyada ve Türkiye’de pek çok belediyenin ekolojik ve doğa dostu alternatifler kullanarak zehirsiz kentlerin mümkün olduğunu gösterdiğini söyleyen Şehirlioğlu, yerel yönetimler tarafından ‘Zehirsiz Kentlere Doğru’ atılacak adımları şöyle sıraladı: “Mevcut durum analizinin yapılması, pestisit politikasının oluşturulması ve kararlılık, kademeli geçiş için stratejik eylem planının hazırlanması, denemeler veya pilot projelerin yürütülmesi, kamu farkındalığının yaratılması ve katılımcılığın sağlanması, belediye meclisi üyelerinin siyasi desteğinin alınması.”

Çalıştay’ın ilk gün oturumları, Türkiye’deki belediyeler arasında işbirliği ve strateji geliştirme üzerine görüşlerin ve değerlendirmelerin paylaşılması ile sonlandı.

Belediyeler arası işbirlikleri gelişiyor

Belediyeler, Çalıştay’ın ikinci gününde, İBB Başakşehir Vektörlerle Mücadele Birimi’ni ziyaret ederek Sağlık Dairesi Başkanlığı’nın saha çalışmaları hakkında bilgi edindi.

Vatandaşlardan gelen bildirimlerin ardından personelin sahada tespit etmiş olduğu sivrisinek üreme alanlarına ovitrapler (istilacı sivrisinek türlerinin yumurtalarını bırakabilmesi için uygun tuzaklar) kullanan Vektörle Mücadele Birimi, öncelikle fiziksel ve kültürel mücadele çalışmaları yapıyor. Bu mücadele yöntemlerinin performansının düşük olduğu durumlarda ise biyolojik ve yalnızca sivrisinek larvasını etkileyen bakteri içerikli ürünler kullanılıyor.

Sivrisinek mücadelesi için geliştirilen Harita Tabanlı Vektör Kontrol Sistemi’nin (VKS) nasıl kullanıldığını uygulamalı olarak anlatan Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürlüğü Bilgi İşlem Sorumlusu Selçuk Karabıyık, “Web ve mobil uygulamalar yoluyla erişim sağlamanın mümkün olduğu sistem sayesinde vektörlerin üreme kaynaklarının ve türlerinin tespit edilmesini sağlıyoruz. Böylece hem işgücü hem de zaman kaybını önleyebiliyoruz. Yakın zamanda bu sistemi ilçe belediyelerimiz ile entegre olarak kullanmayı ve ortaklaşa bir hizmet sunmayı hedefliyoruz” dedi.

Yorum Yaz

 
 
  captcha