Türkiye hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk 10 ayında 9,9 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ayçiçek yağı 1 milyar doları aşan dış satımla ürün grupları arasında ilk sıraya yerleşirken, Irak ve ABD sektörün en fazla ihracat yaptığı pazarlar oldu.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verileri, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracat performansını ortaya koydu. Yılın ocak-ekim döneminde 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, ekim ayında ise 1,03 milyar dolarlık dış satım yaptı.
Ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel gıda ürünlerinin yanı sıra çikolata, kakao bazlı ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme gibi işlenmiş gıda gruplarını da kapsayan sektörün ihracatında katma değerli ürünler önemli bir yer tutuyor.
Ürün grupları bazında değerlendirildiğinde ayçiçek yağı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,6 artışla 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirerek ilk sırada yer aldı. Çikolata ve kakao bazlı ürünler 886,5 milyon dolarlık, tatlı bisküvi ve gofretler 859,3 milyon dolarlık, makarna ise 847,5 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı.
Ülke bazında sektörün en büyük pazarı 1,2 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 12,5 payla Irak oldu. ABD ise 735,8 milyon dolarlık dış satımla ikinci sırada yer aldı.
Küresel ticarette lojistik ve tedarik belirleyici oluyor
Küresel tarım piyasalarındaki gelişmeleri değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, yeni sezonda tarımsal ürünlerin üretim ve ihracat beklentilerinin farklı yönlerde şekillendiğine dikkat çekti.
Dünya buğday üretiminde yüzde 2,6, ihracatında ise yüzde 7,9 düşüş beklendiğini belirten Uysallı, arpa, mısır ve soya piyasalarında da farklı arz ve ticaret eğilimlerinin öne çıktığını ifade etti. Uysallı'ya göre küresel gıda ticaretinde yalnızca üretim miktarları değil, ürünlerin hedef pazarlara hangi maliyetlerle ve ne kadar güvenli ulaştırılabildiği de rekabet koşullarını belirliyor.
Özellikle Karadeniz'deki sevkiyat kısıtlamalarının alternatif güzergâh arayışlarını beraberinde getirdiğini vurgulayan Uysallı, farklı rotaların kapasite ve maliyet koşullarının ham madde tedarikini doğrudan etkilediğini belirtti. Sevkiyatların yeniden başlayabileceğine yönelik beklentilerin bile piyasa fiyatlarında değişime yol açabildiğini ifade eden Uysallı, tarımsal emtia piyasalarında gelecekteki tedarik koşullarına ilişkin öngörülerin de fiyat oluşumunda etkili olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin buğday tedarikinde de lojistik maliyetlerin önemine değinen Uysallı, Arjantin, Fransa ve Rusya menşeli ürünlerin çıkış fiyatları arasındaki farkın taşıma giderleri eklendiğinde önemli ölçüde azaldığını belirtti. Uluslararası pazarlarda rekabetin yalnızca ürünün satış fiyatıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Uysallı, nakliye maliyetleri, tedarik güzergâhları ve teslimat güvenilirliğinin de belirleyici unsurlar arasında bulunduğunu söyledi.
Yerli üretim, gıda sanayiinin rekabet gücünü destekliyor
Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesini güçlü gıda sanayii ve ihracat altyapısıyla birleştirmesinin önemli bir avantaj oluşturduğunu belirten Nihat Uysallı, buğday, arpa ve ayçiçeği üretimine ilişkin artış beklentilerinin sanayi açısından olumlu bir tablo sunduğunu ifade etti.
Bu ürünlerdeki yerli üretim imkânlarının un, makarna, irmik, yem ve bitkisel yağ sanayilerinin ham madde tedarikini desteklediğini belirten Uysallı, özellikle buğday ve arpada üretim artışının işletmelerin maliyet ve üretim planlamasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Bununla birlikte yerli üretimdeki gelişmelerin tüm ham madde ihtiyacını karşılamak için yeterli olmadığını vurgulayan Uysallı, mısır üretimindeki gerilemenin ve yem sanayisinin mısır ile soya gibi ürünlerde dış tedarik ihtiyacının devam etmesinin, uluslararası piyasaların önemini koruduğunu gösterdiğini söyledi.
Uysallı, Türkiye'nin rekabet gücünü artırabilmesi için tarımsal üretim kapasitesini geliştirirken sanayinin ihtiyaç duyduğu ham maddelere uygun maliyetlerle ve kesintisiz erişimi sağlayacak tedarik yapısını da güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekti.
Önümüzdeki dönemde üretim olanaklarının gıda sanayisinin işleme kapasitesiyle daha güçlü biçimde bütünleştirilmesinin önem taşıdığını belirten Uysallı, Türkiye'nin üretim ve işleme yetkinliğiyle küresel gıda değer zincirindeki konumunu daha ileriye taşıyabileceğini ifade etti.