40 yıl önce turizm sektörünün henüz yeni gelişme gösterdiği
dönemde MAKPA Dış Ticaret’i kuran Ali Sözmen, başarıya giden
yolun çok araştırmaktan geçtiğini söylüyor. Şu an piyasada
olan mutfak ekipmanları markalarının yarısını ülkemize getiren
bir duayen olan Ali Sözmen’in günümüz yatırımcılarına önemli
tavsiyeleri var.
Özlem Kapar
MAKPA Dış Ticaret Pazarlama Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sözmen, 40 yıla uzanan endüstriyel mutfak deneyimi ile bir duayen. 1980’li yıllarda turizm yatırımlarının başlamasıyla girdiği endüstriyel mutfak sektöründe öncü olan MAKPA A.Ş’yi 1984 yılında kuran Sözmen, pek çok ilke imza attı. Otelcilik sektörü için endüstriyel mutfak ve çamaşırhane çözümleri ile işe başlayan MAKPA A.Ş., 1984’den günümüze Türkiye’de profesyonel mutfak tasarımlarında ve uygulamalarında yüksek ve gelişmiş teknolojilerin kullanılmasında liderlik etti.
Birçok yeniliğin başlatıcısı ve endüstriyel mutfak sektörünün gelişimindeki lokomotif şirketlerinden biri olan MAKPA, Avrupa ve Amerika’dan pek çok markayı da ülkemize getirdi. Ali Sözmen’in öngörüleri, azimli alışmaları, güçlü iletişimi, araştırmacı kişiliği ilklere vesile oldu. Ali Sözmen’le gerçekleştirdiğimiz söyleşihem turizm hem de endüstriyelmutfak sektörlerinin gelişimini özetleyen nitelikte...Sözmen’le yıllar içindeki gelişmeleri ve bugün gelinen noktayı konuştuk,
Türk turizminin gelişimine paralel yükselen iş hayatınızın kilometre aşlarından söz eder misiniz?
1984 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın başlattığı turizm hamlesi, başta Antalya olmak üzere pek çok yerde otel yatırımlarına önayak oldu. Peş peşe açılan oteller onlarca yan sektörü beslerken bazı ihtiyaçları da gündeme getirdi. Otellerin mutfaklarındaki ekipmanlar bu ihtiyaçların en başında geliyordu. O yıllarda mutfak ekipmanlarında yüzde 70 ithal gereçler kullanılıyordu, çünkü bu alanda ülkemizde üretim yok denecek kadar azdı. MAKPA olarak biz de işte bu açığı görerek işe başladık. İlk yıllarda otellere İtalya’dan ithal malzemeler getiriyorduk. Sonrasında çalıştığımız ülke ve şirket sayıları da giderek çeşitlendi. Otellerin ayısı arttıkça, ihtiyaçlar da yükseldi vesektörle eş zamanlı olarak büyüdük..
Mutfak ekipmanlarındaki açıkları nasılbelirlediniz?
O yıllarda Avrupa’da bu alanda yapılan fuarları geziyor, etkinlikleri takip ediyor ve özel seyahatlerim sırasında bol bol gözlem yapıyordum. Dünya çapında gastronomi ve konaklama endüstrisinde uzmanlaşmış, tasarım ve yönetim danışmanlığı hizmetleri sunan bir kuruluş olan FCSI’a da (Food Service Consultant Society International) üye oldum. Burada bir mutfağın ihtiyaçlarının neler olduğunu tüm detaylarıyla ve örnekleriyle takip etme şansı buldum. Bu arada Avrupa ve Amerika’da pek çok seminere ve eğitime katıldım. Ve kendimi mutfak dünyasının derinliklerinde buldum. Bu işle ilgili kültürüm arttı, birçok yabancı öncü markayla da tanıştım. Sonraki yıllarda pek çok markanın MAKPA’yla ülkemize girmesine vesile oldum. Yıllar içinde thalatın yeterli olmayacağını anladım ve pek çok yabancı markayı ülkemize getirmeye başladım.
Kaç marka getirdiniz?
Şu an piyasada olan mutfak ekipmanları markalarının yarısını getirdim desem yanlış olmaz! La Cimbali, Faema, Casadio, Wood Stone, Animo, Electrolux Professi mayacağım kadar çok markayı ülkemize taşıdık.
O yıllarda iş yapmanın zorlukları nelerdi?
Elbette pek çok zorluklar söz konusuydu, teşviğin dışında bir mal getirmek çok zordu çünkü yüksek meblağlarda gümrük vergisi ödemek gerekiyordu. O yüzden ancak teşvikli olanlarla çalışabiliyorduk. Yanı sıra ekonomik krizler vardı; üç tane peş peşe kriz yaşadım. Döviz bir gecede uçtu, ciddi paralar kaybettik. Ama asla yılmadım! Ben her zaman araştırmacı oldum, mühendislik tarafımdan kaynaklı olarak da teknik ayrıntıları asla göz ardı etmedim. İşlerime asla yüzeysel bakmam, mutlaka fiziksel ve teknik şartlarını da incelerim. 15 senelik otel işletmecilik tecrübem olduğu için de işletmeci gözüyle de bakıyorum.
Otelcilik yanınız da var...
Yıllar içinde otellerle bu kadar içli dışlı olunca ‘Neden kendi otelim olmasın?’ diye düşündüm. Sanat ve kültürü önde tutan bir otel hayal ediyordum. O zamanki ortağım Ali Güreli’yle öncelikle otellere danışmanlık yapmak üzere yola çıktık. Zamanla danışmanlığı otelciliğe dönüştürdük. 2007 yılında İstanbul Nişantaşı’nda The Sofa Oteli hizmete açarak otelciliğe adım attık. İyi bir lokasyonda, sanat ve kültürü önde tutan bir tesis olarak hizmete açtık. Otelciliğe başlayınca Ankara ve İzmir’deki MAKPA şubelerini çalışan elemanlarıma devrettim; onlar kendi yollarında yürümeye devam ediyorlar.
Türkiye’ye ilk espresso kahve makinelerini de siz getirdiniz.
Evet, La Cimbali gibi dünyada bir numaralı espresso kahve makinesi üreticisi olan makineyi biz getirdik.
Kahve benim için önemli! Bugüne kadar benimle çalışan herkes “İyi bir kahve nasıl yapılır?” bilir. İşe personel alırken “İyi bir kahve yapmak için neler lazım?” diye sorarım. İyi bir kahve için; iyi bir kahve, iyi bir makine, iyi bir su ve tüm bunları kullanacak iyi bir barista olması gerekir!
Bu bahsettiğiniz kurallar diğer mutfak ekipmanları için de geçerli mi?
Elbette geçerli, ekipman aşçının işini kolaylaştırır... Geçmişte otellerdeki aşçılar, mutfaklarına çok iyi teknik donanımlı ekipmanlar getirdiğimizde korkarlardı; kendi rollerinin geri plana itileceğinden endişe ederlerdi. Halbuki öyle olmaz! Şoför iyiyse altındaki araba da iyi olmalı... Aşçılar için de bu geçerli! Ekipman aşçının mahareti olmadan işe yaramaz! O tadı veren aşçıdır, makineler doğru pişirmelerini sağlar ve yemeklerinin lezzetine lezzet katar.
Mutfak endüstrisinin günümüzde geldiği noktaya ilişkin neler söylersiniz?
Ülkemiz mutfak endüstrisi yatırım teşvikleri ile ciddi bir boyuta geldi. Yurt dışındaki en büyük fuarlarda Türk firmalarının temsilini görmek bizi gururlandırıyor. TUSİD’i (Turistik Tesis, Mutfak, Çamaşırhane Sanayicileri İşadamları Derneği) kurduğumuzda 7 kişiydik, şimdiki üye sayısı 300’leri aştı. Derneğimiz sektörü tek çatı altında toplayarak muazzam bir güç elde etti; haklarını korumak ve tanıtım için ivme oldu. Artık fuarlarda da söz sahibiyiz...
Son dönem çalışmalarınızdan da söz eder misiniz?
Yılda dört-beş büyük proje yapıyoruz. Yurt içi ve yurt dışında proje danışmanlıklarım devam ediyor. Öncelikle yatırım maliyetini ihtiyaca göre tespit ediyoruz. Yatırım sonrası işletme maliyetlerinin düşük seviyelerde gerçekleştirilmesi için gereken matematiksel çalışmayı da yapıyoruz. Bu konuda seçilen ekipmanların proje uygunluğu, enerji fiyatları gibi rakamsal işletme giderleri açısından önemi göz önünde tutulmalı. Öte yandan yapılan yatırımın çevreye duyarlılığı ile ilgili önlemlerin alınmasına da dikkat ediyoruz... Ve en önemlisi yapılan projenin ve kullanılacak ekipmanların şartnamelerini hazırlayarak tüm teknikbilgileri dosya halinde sunuyoruz; böylelikle yatırımcının hazır şartname doğrultusunda alacağı tekliflerin karşılaştırılmasına imkan sağlamış oluyoruz. Neyi, hangi şartlarda aldığını ihale dosyası olarak takip edebileceği bir formatta veriyoruz.
www.makpa.com.tr