Küçük bir dükkanda başlayan hikayesini bugün
12 şubeyle sürdüren Develi’nin başarısı elbette
şans değil... Yenilikçi yapısıyla sıkı sıkıya koruduğu
geleneklerini birleştiren marka, hem sektör
hem de misafirleri için oldukça değerli bir
konumda. Asırlık bir marka olmanın tecrübesiyle
çalışmalarını sürdüren Develi’nin geçmişten
bugüne uzanan dikkat çekici hikayesi, başarısının
ardındaki detayları ve gelecek planlarını ailenin
4’üncü kuşak temsilcisi Nuri Develi’den dinledik.
Yeme-içme sektörünün önemli markalarından Develi’nin hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
Develi’nin hikayesi 1912 yılında, Gaziantep’teki 30 metrekarelik bir dükkanda başlıyor. Bu hikaye bugün binlerce metrekarede, ailemiz olarak tabir ettiğimiz 1000 kişilik çalışma arkadaşlarımızla devam ediyor. Develi; yalnızca Gaziantep’te değil, Doğu bölgesinde beyaz masa örtüsünü kullanan, garsonların frak giyerek servis yaptığı ilk restorandır. Hikayemizin kahramanı ise babam Arif Develi’dir. İki yaşında babasını kaybedip, rahmetli babasının restoranında altı yaşında çalışmaya başlıyor. Fakat öyle bir disiplin altında çalışmış ki; gelişim döneminde taşıdığı tepsiler nedeniyle boynu gelişmeyerek kısa kalmış. 22 yaşında ise tek başına İstanbul’a gelerek; markamızın bugünlere gelmesinin adımlarını atmış. Çantasındaki dürüstlüğü, esnaflığı ve cebindeki 70 lirası ile geldiği İstanbul’da, o zamanların küçük Paris’i olarak adlandırılan Samatya’da ilk restoranını açmış. Bu 50 kişilik restoran kısa sürede İstanbulluların dikkatini çekmiş ve kapısında kuyruklar olmaya başlamış. Gaziantep mutfağının İstanbul’dan dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynayan bu restoran zamanla “Dünyanın en iyi 100 restoranı” unvanını da kazanmış. 22 yaşında geldiği İstanbul’da başarıyı yakalayan ama hiçbir zaman esnaf duruşunu kaybetmeyen Arif Develi, kazandıkça daha çok çalışmış; çalıştıkça daha çok kazanmış. Bizim hikayemiz böyle, kahramanımız ise Arif Develi’dir...
Florya Develi hakkında bilgi verir misiniz?
Florya benim için çok önemli... Beş dönüm üzerine kurulu olan 2 bin kişilik oturum kapasiteli restoranımızda 150 kişilik kadroyla hizmet veriyoruz. Florya Develi, restoranın çok ötesinde; adeta bir tesis. 24 yaşındayken bu restoranı buldum ve babam bana “Oğlum sana güveniyorum, sen başarırsın” dedi. Çok şükür kendisine hiç mahcup olmadım; çok kısa sürede babama yatırımını geri kazandırdım. Florya Develi açılana kadar ben Arif Develi’nin oğluydum; Florya Develi’den sonra ise sektörde Nuri Develi olarak yer buldum. Şu an Samatya Develi bizim kalemiz, Florya Develi ise amiral gemimiz konumunda.
İşletmelere yeni kuşaklar dahil olunca bazı çatışmalar yaşanabiliyor. Sizin bu süreçte babanızla ilişkiniz nasıl oldu?
Restorancı bir babanın oğlu olarak benim hayatım da restoranlarda geçti. Bu sürede babamı gözlemleme imkanı buldum. Kendisi her zaman karanlıkta önümü aydınlatan fener gibi oldu. Birçok markanın yok olmasına sebep olan kuşak çatışması bizim aramızda hiç yaşanmadı. Ben her zaman babamın tecrübelerine sonsuz saygı duydum, o da benim yenilikçiliğime çok güvendi. Böylece biz yenilikçi bakış açısıyla gelenekselciliği bir araya getirdik. Arif Develi’nin öğretileri ışığında tüketici alışkanlıklarını her daim takip ediyor, hem yurt içi hem global anlamda yeme-içme sektörünü gözlemliyoruz. Bir yanı gelenekselci bir yanı yenilikçi bir firmayız. Baba oğul ilişkimiz hep güvene dayalı ilerledi. Bugüne kadar da babama hiç mahcup olmadım. O yüzden hala omuz omuza babamla beraber devam diyoruz.
Pandemi döneminde ciddi bir karar alarak yenilenmeye gittiniz. Süreci anlatır mısınız?
Covid-19 nedeniyle restoranlar kapandığında kendime “Bir daha restoranlar açılmazsa, ne yaparız?” diye sordum. Ardından şu kararı aldım: “Biz restorancılıktan başka iş bilmiyoruz. Bu yüzden kaybedeceksek de işimize yatırım yaparak kaybedelim.” Böylece restoranlarımızı tadilata sokma kadarı aldım. Florya Develi o tarihte 15 milyon TL’lik bir yatırımla yenilendi. Bu süreçte Space Mimarlık’tan Kaan Çetinkaya ile çalıştık. Mimari çalışmalarımızın yanında mutfakta da Ar-Ge çalışmaları yaptık, yeni ürünlere imza attık. Sunumlarımızı değiştirdik. Kısaca pandemi sonrası yepyeni yüzümüzle sahneye çıktık. Aynı zamanda personelimize de ciddi yatırımlarımız oldu, beden dili ve diksiyon gibi eğitimler aldırdık. Pandemiden sonra ise çok önemli bir proje gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın diledikleri restorana yemeğe gitmelerini istedik. Maalesef dünya genelindeki gelir eşitsizliği sebebiyle hizmet veren kişiler aynı hizmeti alma şansını yakalayamıyor. Bu projeyle çalışanlarımızın şehrin en lüks restoranlarında yemeğe gitmesiyle misafir beklentilerini tecrübe etmelerini sağladık. Aynı zamanda hoş bir motivasyon da oldu.
Tüketici alışkanlıklarındaki değişimi nasıl yorumluyorsunuz peki?
Yeme-içme sektöründe eskiden sadece iyi yemek vardı. Ardından sunum önem kazandı; iyi yemek, iyi servisle buluştu. Sonra bu dinamiklere mimari, müzik gibi detaylar eklendi. Şimdi ise insanlar mekanın hikayesini merak ediyor. Bizim en şanslı olduğumuz nokta da bu; 110 yıllık bir hikayemiz var. Ben markanın 4’üncü kuşağıyım ve akşamları restoranımızda Develi’nin 4’üncü kuşak misafirlerini karşılıyorum. Bu çok değerli...
Develi’nin başarısındaki detaylardan bahseder misiniz?
Develi sadece insanların yemek yediği bir restoran değil; bu şehrin gizli hatıra defteridir. Misafirlerimizin rahmetli babası, rahmetli eşi, çocuklarının ilk doğum günüyüz; kutlamalarda, düğünlerde hatta cenazelerde de bir aradayız. Bizi bu günlere getirense misafirlerimizle geliştirdiğimiz karşılıklı sadakattir. Aynı zamanda bu hikayenin en büyük kahramanı da tabi ki Develi’nin çalışanlarıdır.
Son dönemdeki çalışmalarınız ve gelecek için planlamalarınız neler?
Yeniliklerimizden biri Flora by Develi ismiyle hayata geçirdiğimiz event alanımız. Burada çok keyifli etkinlikler yapıyoruz. Aynı zamanda catering konusunda da başarılı çalışmalara imza atıyoruz. Bu kapsamda misafirlerimizin bahçelerinde 20 kişilik catering hizmeti de veriyoruz; bin kişilik dev organizasyonlar için çözümler de sunuyoruz. Ayrıca yakın zamanda No5 isimli bir şarküteri mağazası kurduk. Arif Develi’nin İstanbul’daki ilk restoranının kapı numarasından adını alan markamız kapsamında yöresel ürünleri satışa sunuyoruz. Yakın zamanda markamızın tüm ürünlerinin kadınlar tarafından üretilmesini sağlayarak kadın istihdamına destek olmayı amaçlıyoruz. Sosyal sorumluluklarımızın farkında olarak birçok proje içinde yer alıyoruz. Bizi çok heyecanlandıran bir diğer konu ise Arif Develi’nin hayatının anlatılacağı “Arif Olmak” isimli belgesel. Yönetmen Mesut Gengeç tarafından çekiliyor ve Okan Bayülgen tarafından seslendiriliyor. Bu belgesel esnaflık ve zanaatkarlığın temelinde neler yattığını Arif Develi’nin hayatından karelerle anlatacak. Belgeseli düzenleyeceğimiz gala gecesinde yayımlayacak; gelecek gelirin üzerini tamamlayarak Sevil ve Arif Develi adına bir anaokulu açacağız. Aynı zamanda yakın zamanda Sevil & Arif Develi Vakfı’nı kurmayı amaçlıyoruz.