Skycrops, teknoloji ve tarımı bir araya getirerek şehirde dikey tarımın öncüsü olma hedefiyle ilerliyor. Çorlu’daki tesisinde pestisitsiz, taze ve besin değeri yüksek yeşillikleri yıl boyu üreten marka, kontrollü ortam ve veri temelli sistemlerle geleceğin tarımını bugünden şekillendiriyor. Küçük bir alandan maksimum verim almayı sağlayan dikey tarım modeli, geleneksel tarımın sınırlarını yeniden tanımlıyor.
Özlem Kapar
Tarımın geleceği artık sadece toprakta değil, teknolojiyle buluştuğu dikey tarım sistemlerinde şekilleniyor. Bu alanda Türkiye’den yenilikçi bir örnek olarak öne çıkan Skycrops, 2023 yılında Gamze ve Ömer Çapkınoğlu tarafından kuruldu. Koç Üniversitesi ve Babson College mezunları olan kurucular, ailelerinin uzun yıllardır faaliyet gösterdiği tekstil sektöründen farklı, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı bir alana yönelme kararı aldı.
Skycrops, tamamı yerli teknolojiyle geliştirilen dikey tarım tesislerinde, pestisitsiz ve besin değeri yüksek yeşillikleri yıl boyunca üretmeyi hedefliyor. Kontrollü ortam, veri temelli yetiştiricilik ve kaynak verimliliği odaklı sistemleri sayesinde şehirlerde güvenli gıdaya erişimi kolaylaştıran marka, aynı zamanda Türkiye’de dikey tarımın öncüsü olmayı amaçlıyor.
Bu röportajda, Skycrops’un kurucu ortağı Gamze Çapkınoğlu ile dikey tarımın Türkiye’deki potansiyelini, markanın vizyonunu ve geleceğe dair planlarını konuştuk.
Skycrops’un kuruluş hikayesi nedir? Kurucularını tanıyabilir miyiz?
Eşim Ömer Çapkınoğlu ile birlikte 2023 yılında Skycrops markasını kurduk. Ben Koç Üniversitesinde İşletme okudum, eşim Babson College’da girişimcilik, ekonomi ve pazarlama bölümlerini bitirdi. Tekstil sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren bir aile olarak sektörün tekrara dayalı yapısından farklı daha yenilikçi bir alana yönelme arayışındaydık. Tarım ile teknolojiyi buluşturan bu iş modeli bizi heyecanlandırdı. Uzun bir araştırma döneminden sonra Farmicca ekibiyle birlikte Tekirdağ Çorlu’daki tesisimizin kurulumuna başladık. 2024 yılından beri yetiştirdiğimiz ürünlerin satışını yapıyoruz.
Skycrops’un vizyonu ve misyonu nedir? “Geleceğin tarımını şekillendirmek”ten neyi kastediyorsunuz?
Skycrops’un misyonu Türkiye’de tamamı yerli teknoloji ile kurulan dikey tarım sistemleriyle pestisitsiz, taze ve yüksek besin değerine sahip yeşillikleri her mevsim sürdürülebilir şekilde üretmek ve bunu erişilebilir kılarak şehirlerde güvenli gıdaya ulaşımı kolaylaştırmak.
Vizyonu ise dikey tarımda Türkiye’nin öncüsü olmak, yenilikçi üretim teknolojileriyle dünya çapında örnek gösterilen bir model haline gelmek ve Skycrops sisteminin franchise yapısıyla daha fazla şehre yayılmasını sağlayarak geleceğin tarım altyapısını inşa etmek.
Geleceğin tarımını şekillendirmek derken kontrollü ortam tarımı, veri temelli yetiştiricilik, kaynak verimliliği; pestisitsiz, güvenli üretim gibi yeni nesil yaklaşımları kastediyoruz. Yani tarımı tesadüflere değil ölçülebilir parametrelere dayandırmak. Bu altyapıyı kurmak ve geliştirmek bizim için geleceğin tarımına bugünden şekil vermek demek.
Hangi ürünleri üretiyorsunuz? Üretim kapasiteniz şu anda ne düzeyde ve gelecek için üretim hedefleriniz neler?
Şu an için marul çeşitleri başta olmak üzere roka, maydanoz, dereotu, semizotu, frenk soğanı, arugula, tere, kuzukulağı, reyhan, fesleğen, kekik ve daha birçok yeşil yapraklı bitkileri yetiştiriyoruz.
Yıllık yaklaşık 700 bin adet bitki üretim kapasitemiz var, bu kapasiteyi artırmak için ikinci tesisimizi kurmayı planlıyoruz. İkinci tesis sadece yeni bir üretim alanı olmayacak aynı zamanda Skycrops’un ilk franchise modeli olacak. Yani Skycrops çoğaltılıp farklı şehirlere yayılabilir bir tarım modeli haline geliyor. Hedefimiz bu modeli Türkiye’de yaygınlaştırmak ve sürdürülebilir tarımı daha çok insanın erişebileceği hale getirmek.
Tesisinizde kullandığınız topraksız tarım teknolojisini nasıl tanımlarsınız?
Topraksız tarım bugün dikey tarımla özdeşleşmiş görünse de aslında seralarda da uzun süredir kullanılan bir bitki yetiştirme yöntemi. Biz de dikey tarım tesisimizde yeşilliklerimizi tamamen suda yetiştiriyoruz. Topraksız tarım teknolojisinde bitkinin ihtiyaç duyduğu tüm besin elementlerini suya ekliyoruz. Bitkinin ihtiyaç duyduğu besin dengesini oluşturmak için birçok şirket ve uzman danışmandan profesyonel hizmet aldık. Besin dengesi bitkinin en sağlıklı ve en yüksek verimi alabileceği şekilde özel olarak formüle edildi. Besinli suyu dozajlama makineleriyle havuzlara gönderiyor tüm köklerin eşit ve sürekli olarak besine erişmesini sağlıyoruz. Böylece toprak bağımlılığı olmadan kontrollü bir üretim modeli oluşturuyoruz.
Enerji, su ve alan verimliliği açısından geleneksel tarıma kıyasla avantajlarınız neler?
Dikey tarımın en büyük farkı kaynak kullanımını ölçülebilir ve kontrol edilebilir hale getirmesi. Topraklı üretimde fazla yağış, buharlaşma, sızıntı gibi birçok değişken su kaybına neden oluyor; bizde ise su sistemde dönüyor yalnızca bitkinin gerçekten tükettiği kadarı eksiliyor. Bakanlık verilerine göre Türkiye’de suyun yüzde 77’si sulama için kullanılıyor. Biz suda yetiştirme yöntemiyle yüzde 95’e varan tasarruf sağlıyoruz.
Alan verimliliği tarafında da tablo çok net. 650 m² kapalı alanımızın 500 m²’sinde 8 katlı yetiştirme havuzlarımız var. Dikey şekilde yetiştirilmesi, olumsuz iklim koşullarının oluşturabileceği verim kaybının olmaması, suda yetiştirme sayesinde besin eksikliğine bağlı verim kayıplarının yaşanmaması ve köklerin besin aramak için daha fazla alana ihtiyaç duymaması sayesinde çok daha sık ekim yapılabilmesi ayrıca içeride 12 ay boyunca korunan sabit bahar iklimi ile yıl boyu üretim yapılabilmesi gibi avantajlar bir araya geldiğinde küçük bir alandan son derece yüksek verim elde edebiliyoruz.
Enerji konusuna gelecek olursak geleneksel tarımda enerji kullanımı minimumdur. Dikey tarımda bahsettiğimiz tüm veri avantajlarını, iklim kontrolünü ve yüksek verimliliği mümkün kılan temel unsur enerji kullanımının kontrollü bir şekilde yönetilmesidir. Gelişen teknoloji sayesinde her gün daha az enerjiyle daha fazla üretim yapabilmek mümkün hale geliyor. Biz de bu gelişmeleri yakından takip ederek sistemlerimizi sürekli optimize ediyor, enerjiyi en verimli şekilde ürüne dönüştürmek için çalışıyoruz.
Özetle aynı miktarda ürünü yetiştirmek için daha az su, daha az alan ve kontrollü enerji yönetimi kullanıyoruz. Ürettiğimiz ürünün kalitesi bizim en büyük avantajımız.
Skycrops’un iş modeli nasıl işliyor? Abonelik sistemi, doğrudan tüketiciye satış veya market anlaşmaları gibi farklı kanalları mı kullanıyorsunuz?
Skycrops’ta bir yıl önce satışa başladığımızda sadece marketlere ürün tedariği sağlıyorduk. Yıl içerisinde doğrudan tüketiciye ulaşabilmek için tek seferlik veya abonelik yöntemi ile satış altyapısını oluşturduk. Bugün kargo ile 24 saat içerisinde ürünü teslim edebildiğimiz illere satışımız açık.
Fiyatlandırma stratejiniz nedir? Premium algısı üzerinden mi konumlanıyorsunuz?
Fiyatlandırmada ürettiğimiz ürünün gerçek değerini baz alıyoruz. Kontrollü bir ortamda, pestisitsiz, temiz ve yüksek besin değerine sahip bir ürün sunduğumuz için kendimizi ‘premium kalite’ segmentinde konumlandırıyoruz. Bir teknoloji ilk ortaya çıktığında maliyetler yüksek olabilir fakat verimlilik arttıkça ve ölçek büyüdükçe fiyatlar daha erişilebilir hale gelir. Biz de daha erişilebilir olmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.
Tüketici bilinci ve pazarlama açısından “şehir içi dikey / topraksız tarım” fikrini nasıl anlatmayı tercih ediyorsunuz?
Dikey tarım seraların bir sonraki evrimi olarak görülebilir. Seralarda başlayan kontrollü üretim yaklaşımı dikey tarımda tamamen kapalı, tam kontrollü, veri odaklı ve yıl boyu üretilebilen yeni bir seviyeye taşınıyor. Şehir içinde teknolojinin desteğiyle 12 ay boyunca üretim yapılabilmesi hem taze ürüne erişimi kolaylaştırıyor, hem de klasik tarımın karşı karşıya olduğu genç iş gücü eksikliğini teknolojiyle telafi ediyor.
Şeflerle ya da restoranlarla iş birliği yapmayı planlıyor musunuz?
Evet, planlıyoruz. Ürünlerimizin gerçek değerinin tat deneyimiyle anlaşılabileceğinin farkındayız. Bu nedenle şefler ve restoranlar bizim için kritik bir temas noktası. Tüketicinin ürünümüzün lezzetini, tazeliğini ve dokusunu ilk elden deneyimlemesi ardından bizim ürünümüzü arayıp bulmak istemesi açısından restoran iş birliklerini önemli bir kaldıraç olarak görüyoruz.
Üretim ve erişiminizi nasıl büyütmeyi planlıyorsunuz?
2026’da franchise yöntemi ile İstanbul’da yeni tesis kurulumuna başlayarak üretim kapasitemizi ve erişim alanımızı büyütmeyi hedefliyoruz. Böylece artan üretim hacmimizle daha geniş bir kitleye Skycrops kalitesini ulaştırabileceğiz.
Tarım ve teknolojiyi bir araya getiren bir işte kadın olmanın size kazandırdığı avantajlar neler?
İş hayatının erkek ağırlıklı olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Ben de çalışmaya başladığım ilk günden beri çoğunlukla erkeklerle çalıştığımı görüyorum. Kadınların eksikliğini hissediyorum. Kadın ve erkek bakış açılarının birleşmesiyle çok daha güçlü işler çıktığına inanıyorum. Kadınların detaycılığının, sabrının ve süreçlere uzun vadeli bakma eğiliminin işlerin altyapısının sağlam kurulmasında önemli bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Erkeklerde genellikle daha hızlı sonuca gitme eğilimi gözlemliyorum. Bana göre en iyi sonuç, bu iki yaklaşımın ortada buluştuğu noktada ortaya çıkıyor. Ne detaylarda kaybolmak ne de hızlı ama yanlış adımlar atmak… Kadınların iş dünyasına eşit seviyede katılmasıyla ülkemize ve dünyaya katılacak değerin büyüklüğünü hayal edemiyorum.
Sizin hikayeniz genç kadınlara ilham veriyor. Girişimci kadınlara en güçlü tavsiyeniz ne olurdu?
Geç kaldım mı diye düşünmemelerini, yapabilir miyim diye korkmamalarını tavsiye ederim. Önemli olan yola çıkmak ve çok çalışmak sonrasında yol görünüyor.