Se Plus’ın başarısının şifresi: Hız, yenilik ve deneyim

Se Plus’ın başarısının şifresi:  Hız, yenilik ve deneyim
Se Plus Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taner Murat, yaklaşık 40 yıllık sektör deneyimini yenilikçi yaklaşım, güçlü tedarik ağı ve saha bilgisiyle birleştirerek şirketin büyüme yolculuğunu sürdürüyor. Murat, gastronomi sektöründe kalıcı başarının temelinde hız, öngörü ve disiplin olduğunu vurguluyor.

Gastronomi dünyasında rekabet her geçen gün artarken, güçlü tedarik altyapısı ve doğru öngörü işletmeler için kritik önem taşıyor. Türkiye'deki üretici firmalarla kurduğu güçlü ilişkiler ve süreç yönetimindeki deneyimiyle Se Plus Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taner Murat, sektörde kalıcı başarının ürün kalitesi kadar süreç yönetimine de bağlı olduğunu ifade ediyor.

Se Plus’ı sektörde şimdi bulunduğu seviyeye taşıyan unsurlar neler?

Se Plus’ı bugün bulunduğu seviyeye taşıyan en önemli unsur ‘yenilikçilik’.Turizm ve yeme-içme sektörü sürekli değişiyor; yenilikçi olmazsanız sorun yaşamanız kaçınılmaz. Fine dining ya da daha nitelikli bir konseptte dekorasyondan sunuma, menüden altyapıya kadar her detayı sürekli güncellemek gerekiyor.

Dünyada üretim teknikleri, pişirmeyöntemleri ve sunum anlayışı hızla gelişiyor. Türkiye, özellikle sunum konusunda çok güçlü bir seviyeye ulaştı, gerçekten başarılı markalarımız var. Biz de bu değişimi yakından takip ederek ve hızlı adapte olarak fark yarattık. Sürekli güncellenen yapımız ve kalite standardımız sayesinde Se Plus’ı bugünkü konumuna taşıdık.

Ürün çeşitliliği ve tedarik gücünüz hakkında neler söylersiniz?

Mağazamızda yaklaşık 25 bin çeşitürün sunuyoruz. En büyük avantajımız, müşterinin ihtiyacı olan ürünü anındarafta görüp teslim alabilmesi. Yani “ürün gelsin de restoranı açayım” gibi bir durum yok. Çok güçlü bir tedarik altyapımız var. Kendi üretimimiz, fason üretim ve iş birlikleriyle sistemi destekliyoruz. Bir yatırımcı, bizden birgün içinde ürününü alıp ertesi gün işletmesini açabilir.

Sektördeki uzun yıllara dayanan deneyiminiz ve gastronomiye olan ilginiz, iş yapış şeklinizi nasılşekillendiriyor?

Yaklaşık 40 yıla yakın bir süredir çalışıyorum. 10 yaşında çalışmaya başladım, 17 yaşından beri de şirket yönetiyorum. İşin her tarafında bulundum; restoran kurdum, işlettim, yönettim ve ciddi başarılar elde ettim.

Öte yandan yerel mutfakları ve global gastronomi trendlerini yakından takip ediyor, hangi şehirde hangi yemeğin öne çıktığını birebir gözlemliyorum. Türkiye’de ve yurt dışında Michelin yıldızlıdan, esnaf lokantalarına ve sokak lezzetlerine kadar geniş bir yelpazede çok sayıda lezzet deneyimledim. Aynı zamanda damak zevkim çocukluktan geliyor; annemden ve ailemden öğrendiğim bir tat kültürü var. Bu da işime daha sezgisel ve rafine bir bakış kazandırıyor.

Tüm bu birikim, iş yapış şeklimi doğrudan belirliyor. Karar alırken sadece teoriye değil, sahada edindiğim deneyime ve damak hafızama dayanıyorum; neyin çalışacağını, neyin risk taşıdığını daha en baştan öngörebiliyorum. Bu da hem daha kontrollü büyümemizi hem de sürdürülebilir başarı elde etmemizi sağlıyor.

PekiTürkiye’deki ekonomik dalgalanmalar sizi nasıl etkiliyor?

Dediğim gibi neredeyse 10 yaşından beri iş hayatındayım, açık söylemek gerekirse Türkiye’de görmediğim kriz yoktur. Bu yüzden kriz yönetimini iyi biliyoruz. Bizim en önemli prensibimiz şu: Krediye bulaşmamak ve kriz dönemlerinde büyük yatırımlara yakalanmamak. İşimize odaklanırız, moralimizi bozmayız ve süreci doğru yönetiriz.

Genç girişimcilere de bunu öneririm: Dünyayı takip etsinler, krizleri öngörsünler ama işlerinden kopmasınlar. Disiplinlerini kaybetmesinler. Asla vazgeçmesinler!

Bu kadar geniş ürün gamında seçim sürecini nasıl yönetiyorsunuz?

Ürün seçimlerini tamamen veri, öngörü ve sektör dinamiklerine göre yapıyoruz. Ülkenin genel ekonomik durumu, sektördeki yatırım iştahı, restoran açılışları, hatta personel ihtiyacı bile bizim için bir gösterge. Örneğin eğer sektörde şef, garson, komi ihtiyacı artıyorsa, bu yeni yatırımların geleceğini gösterir.

Öte yandan turizm verileri de çok önemli. İstanbul, Ege ve Antalya gibi bölgelerdeki hareketlilik bizim satış projeksiyonlarımızı doğrudan etkiliyor.

Son yıllarda restoranların yatırım ve yenilenme alışkanlıklarında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Eskiden işletmeler yılda birkaç kez konsept ve ürün değiştirirdi. Bugün ise artan maliyetler nedeniyle bu değişim daha sınırlı hale geldi. Çoğu işletme aynı ürünleri farklı sunumlarla çeşitlendirmeye çalışıyor. Ancak sektörün sürdürülebilir olması için işletmelerin kazanması şart. Çünkü bu ekosistem tek başına ilerlemez; tüm paydaşların birlikte büyümesi gerekir.

Tarım tarafında da bir yatırımınız var, biraz bahseder misiniz?

İznik Gölü kıyısında bir arazimiz var ve orada üretim yapıyoruz. Bu yatırımın temelinde sadece ticari bir hedef değil, doğayla kurduğum bağ var. Bizzat çiftlikte çalışıyorum; hayvanlarla ilgileniyor, onları besliyor, toprağa dokunuyorum. Bu süreç benim için hem öğretici hem de çok değerli. Açıkçası burası daha çok öğrenme odaklı bir girişim. Tarımdan büyük kazanç elde etmek gibi bir hedefimiz

yok. Gelecekte tarımın çok daha önemli hale geleceğine inanıyorum. Biz de bu alanda deneyim kazanmak, üretimin kaynağını daha iyi anlamak ve doğayla daha güçlü bir bağ kurmak istiyoruz.

Yorum Yaz

captcha